Silent Hill: The Escape

Kendimi bildim bileli Silent Hill kadar gizemli bir oyuna daha rastlamadım. Yıllarca oyun oynamama rağmen anlayamadığım tek oyun Silent Hill serisidir. Demirden zemin, yanmış duvarlar, siren sesi, inlemeler… Artık yaratıklara bi şey diyemiyorum bile.

Silent Hill The Escape Silent Hill: The Escape

Hangi oyunda öyle yaratıklar var. Arkaya mı yürüyor öne mi sürünüyor belli değil. Yıllarca bizi diken üstünde tutan, bulanık zihinlerdeki bozuk psikoloji ürünü yaratıkları başımıza musallat eden, aslında alternatif bir dünyanın ürünlerinden başkaları değildir.

- Ben neredeyim?

- Burada ne yapıyorum?

- Çıkış nerede?”

Silent Hill: The Escape’e hafızasını kaybetmiş bir karakterle adım atıyoruz. Kim olduğunu, bulunduğu mekâna nasıl geldiğini ve neler yapması gerektiğini bilmiyor, öncelikle sorgulamayı seçiyor. Sonuç olarak  başvurduğu ilk yöntem, bulunduğu kıskaçtan nasıl çıkabileceğini araştırmak oluyor. Yapım, labirent diyeceğimiz bir tarza sahip. FPS bakış açısıyla oynanıyor ve yapmamız gerekenler ise, önce anahtarı, ardından da kullanacağımız kapıyı bularak bir sonraki seviyeye adım atmak. Bölümlerin bir normal, bir de alternatif boyutta tasarlanmış halleri bulunuyor. Dolayısıyla ikinci kulvardaki bölümler, ilklerine nazaran daha zorlu geçiyor denebilir. Zaten önümüze baktığımızda, bir aşamadan sonrasının tamamen karanlık olduğunu fark ediyoruz. Etrafı aydınlatmak için bir fenerimiz, enerjisini sürekli üst seviyede tutmak için de pillerimiz var.

031 Silent Hill: The Escape

Gelelim düşmanlarımıza. Güzel hemşireleri hatırlıyorsunuz değil mi? Zaten bütün seri bu yaratıklarla geçtiği için unutamazsınız. İşte onlar yine bizi öldürmek için yavaş yavaş üzerimize doğru gelmeye devam ediyor…
Onların dışında çılgın tekerlekli sandalyeler, dev sinekler, garip kurbağalar ve Piramit Kafa’nın kuzeni olarak adlandırdığım devasa bir yaratıkla daha mücadele etmek zorundayız. Tabii ki şans burada da önemli. Eğer anahtarı kısa sürede bulursanız, bu aşamadan sonra direkt çıkış kapısını bulmak için hareket edebilir, yaratıklardan kaçarak ilerleyebilirsiniz. Ses ve müzik olarak pek detaylı bir yelpaze yok, ancak Akira Yamaoka’nın oyundaki parmağı kolaylıkla hissediliyor. Ana menüde çalan müzik hoş. Sonuç olarak Silent Hill: The Escape’i size kesinlikle tavsiye edebilirim. Oyuna kolaylıkla kendinizi kaptırabiliyorsunuz. Karanlık bir ortamda da oynuyorsanız, gerilmeniz büyük bir ihtimal. Silent Hill 2 de olduğu gibi bu oyundada değişik sonlar var. Zorda oynarsanız yeni seviye açılabiliyor ve uzaylıyla bile oynayabiliyorsunuz. Neyse kendinize iyi bakın…

Bu yazı Cumartesi, 24 Temmuz 2010, 15:16 tarihinde Korku, Oyunlar kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz. Yazar:

Yorum yapın